Ask Denizdeki Gelgitlere Benzer

Damla Damla Akıp Giden Umutlarım Gibisin

           Kucağımdaydı.Sanki dudaklarımı dondurma sanıyordu,deli gibi emiyordu.Bense ellerimi beline atmıştım,belini okşuyordum yada şöyle söylim belindeki gamzelerini okşuyordum.Dudaklarım sanki ona yetmiyordu boynuma geçti.Ben ise onun saçlarına parmaklarımı doluyordum.Ne kadarda güzeldi.Evet köpek gibi alkol almıştım ama o güzel teninin kokusunu hala içime çekebiliyordum.Kulağıma doğru eğildi ve “seni istiyorum”dedi.Zaten hep seninim dedim ve tişörtümü çıkardı.Ben ise onun gözlerine bakmaya çalışıyordum.Kapalı olan masmavi gözlerini hissedebiliyordum tenimde.Kalp atışlarım hızlandı.Beni yere yatırdı ve bugün benimsin tatlı çocuk dedi.Kulağına “sadece bugün mü ” dedim o ise  ”sen böyle tatlı olursan her zaman benimsin “dedi.Üstünü çıkardım.Ona göre küçük bana göre ise 90 olan göğüslerinin arasına kafamı yapıştırıp ufak dil darbeleriyle cennete yol aldım.

            Aşağı düşen bukle bukle olan saçlarını elimle kulaklarının arkasına atıp o aşık olduğum insana bir defa daha baktım.İçimden “Aman tanrım ne kadar güzelsin” dedim ve boynuna yapıştım.O gülden daha mükemmel olan teninin kokusunu bir daha içime çektim sanki bir daha nefes alamayacakmış gibi.Yavaş yavaş dudaklarına geldim ve durdum.Beni öpmeye çalışıyordu ama ben arada 1 cm’den daha fazla olmayacak şekilde çekiyordum kendimi.En sonunda yapıştı dudaklarıma ve burnundan derin nefes çekerek hunharca öpmeye başladı beni tekrar tekrar tekrar.Aman tanrım bu nasıl güzel dudaklar dedim.Gözlerimi tam açamıyordum ama bana baktığını hissediyordum.Gözleriyle bir sonraki hamlesinin neresi olacağını kestirebiliyordum.Ellerimi kalçalarına koydum ve sıkmaya başladım.Evet o gün tanga giymişti.Evet.Sevdiğimi biliyordu.Eteğini sıyırdım ve ellerimi içine soktum.Sanki lise zamanlarımdaymışız gibi hissetmiştim.Pantolonomu çıkardı,halbuki ben daha öpmek  istiyordum onu.Daha o tenine doyamamıştım ki.Çırılçıplaktık.Bedenlerimiz birbirimizi arzuluyordu.Bir an önce kavuşmak istiyorlardı birbirlerine hiç bitmicekmişcesine.Gözlerimi zorlayıp bir kez daha o karanlıkta görmeye çalıştım ama zihnimde zaten her bir cm2’si vardı.Her şekilde düşünebliyordum onu.Beni tutup yatağına attı.Tekrar kucağıma çıktı.Göster bakalım marifetlerini yakışıklım derken Ohhhh dedi ve…

             Devamını hatırlamıyorum.Kısacası sarhoştum hatırlamıyorum.Kuşlar civikliyordu hadi kalk Ebrar dermişcesine.Güneş ışığı gözlerime vuruyordu.Açamadım önce gözlerimi.İçimden “amk pencerenin karşısına yatak mı konur yaaa “dedim ve 1-2 dk. sonra biraz aralayabildim gözlerimi.Sırtını dönmüş bana uyuyordu mışıl mışıl.Şapşala bak yaa dedim ve ona doğru döndüm.Bi farklı kokuyordu.Bi değişik kokuyordu.A-aa dün akşam farketmemişim saçlarına kat attırmış dedim.Daha sonra ellerimle ona sarılmaya çalışırken yüzünü döndü ve günaydın dedi bana.Öyle bir irkildim ki anlatamam.”Ki-ki kimsin sen,sevgilim nerede,Ni-nilay nerede?”dedim ve ” Ebrar iyi misin sen?Ben Gözde,Nilay’da kimin nesi  ” dedi.anlam vermeye çalışırken kafama öyle bir dank etti ki herşey göt gibi kaldım.Şok olmuştum.Resmen dilim tutulmuştu konuşamıyordum.Gözlerimi faltaşı gibi açmıştım.Benim artık Nilay diye bir sevgilim yoktu.Ayrılmıştım ben ondan.Nedensiz yere.Anlamsızca.Aptallık edip ağlatmıştım onu.Benim bi sevgilim yoktu.Dün akşam bara gitmiştim ve devamını hayal meyal hatırlıyordum.A a ama sen Nilay’a çok benziyorsun derken gözlerimin içine bakıp “siktirtme lan Nilay’ından beyinsiz” dedi.O sırada ben bir hışımla ona tokat attım.Siktir git lan bu evden dedim.Sen kimin evinden kimi kovuyosun dedi bana.Nerdeyim ben lan diye etrafa bakarken gördüğüm şeyler tanıdık değildi.Ben neredeyim diye anlamaya  çalışırken o yataktan kalktı ve kıyafetlerimi suratıma fırlattı.Çık git ve bir dahada gözüme gözükme dedi.Giyindim sigaramı yaktım ve dışarı çıkıp apartmanın merdivenlerine oturdum.

                  Hatırlamaya çalışıyordum dün akşamı.Dün bara gittim doğru daha sonra evet evet bi kızla tanıştım,tamam buraya kadar doğruydu.” Ananıııııı sikimm” diye bağırdım.Dün akşam seviştiğim kızın Nilay olduğunu sanıyordum.Evet evet.Ne kadar güzelsin demiştim,sonraki hamlelerini tahmin ediyordum(Yok yok o kadarda monoton bi sevişme hayatımız yoktu lan)Göğüsleri büyüktü bunun,demek ki ondan hayal gücüme gerek kalmamıştı.Kendimi orospu gibi hissetmiştim.Ona ihtiyacım vardı.Ben naptım tanrım deyip duruyordum.Elimi cebime attım ve telefonumu çıkardım.Şarjım yoktu.Kol saatime baktım,daha 10’du.Çok erkendi.Kendime bağırıyordum,vuruyordum.Onu istiyordum.Evet mantıksızca ama işte istiyordum lanet olsun.

                 Halbuki seviyorduk birbirimizi.Acaba hala seviyor mudur lan dedim.Barışma ümitlerimle koyuldum yola.Nerdeyim daha onu bile bilmiyorum,beni sevip sevmediğini nasıl bilicem lan dedim kendime ve bir tokat attım.Amına koyim pişmandım,deliler gibi pişmandım.Yapabileceğim hiç bir şey yoktu.Geri dönemezdim.Onu ağlatmıştım.İlk defa ve karşısına çıkacak yüreğim yoktu.Çıksam bile yüzüme tükürürdü.

                 Galiba ben bittim dedim.Bittim abi.Onsuz bi hayat.Seviştiğim kadını bile ona  benzetiyordum.Ben iyi değildim…

                 Ve o sırada anladım ki ” Asıl terk eden,terkedilendir ” …

                                                                Ebrar Soner


Turist Gibi Geçen Bir Gün İstanbul’um da

         Saat 2’den beri dışarılarda mal mal yada deyim daha bir yerindeyse aval aval dolaşıyorum.Ya yalnızlık kötü bişi ve sadece Allah’a mahsus olması çok çok iyi bişiymiş bugün gene bunu anladım.Bir kere hava çok sıcak.5 yere uğradım ve bu 5 yer birbirlerine yürüyerek 10 dakika uzaklıkta.Aman Allah’ım nasıl terliyorum nasıll.Anlatamam.(O yüzden burayı geçicem.Yok lan şaka şaka anlatabilirim bence.)

         Bilerek gömlek giydim.Terleyince tişörtüme hafif baskı uygulayan göbeğimin terlemesiyle orasının ıslak olmaması için.Gömlek giydim ki koltuk altlarımın terlediğinde bir angus gibi gözükmemem için ama ne fayda sevgili okuyucum.Resmen amıma koyuldu.(Yok ki koyulsun gibi espri yapma ya.)Sırtımda kıyafet ve laptopım olduğu bir sırt çantasına üstümdeki montuda koyunca Eminönü’nde resmen turistler gibi dolaştım.Kocaman bir çanta,gözünde gözlük,elinde peçetesi(Peçete sanki harita gibi duruyordu.Öyle değişik bir peçete yani)Bildiğin turist gibiyim.Velhasıl kelam önce Karaköy’e geldim.Erkek gibi gözüken kısa saçlı tahta gibi kızlara bile yiyecekmişçesine bakılan yerdir Karaköy.Erkekliğimden utanıyorum şerefsizim.Neyse orada işlerimi hallettim ve o güzelim Galata köprüsünden geçicem.Lağn. Geçemiyorum. O kadar çok balıkçı var ki.Önüne gelen olta almış gelmiş Galata’ya.O oltaya dikkat et bu kancaya dikkat et derken farkettim ki uzun atlama olimpiyatlarına katılıcak bir kıvama gelmişim ben.Şöyle bi kovalarına uzattım kafamı.Hepsinde hamsi.” Ağbi , balık yasağı sizi çok vurmuş galiba”  dedim.”Sorma yiğen,yakında gerçektende anamızı alıp gidicez” dedi.Güldüm.Haydi rasgele dedim ve uzaklaştım.

          Eminönü’ne geldim.(Yaklaşık 20 dakika sürdü.Normalde 5 dakika bile sürmez.) Allah’ım ipini koparan Eminönü’ne gelmiş resmen.(Hav dedim hepsi döndü bana baktı.)Nasıl kalabalık.Yok böyle bişi.Gürültü,patırtı,kalabalık,çoluk çocuk sesi üstüne birde zaten sıcak hava.Valla Şu kıyamadığım siktiğiminin İstanbul’unda neden katil olunur gene iyi anladım.Lan bi yere gidiceksin sanki metrobüstesin,kalabalık seni nereye götürürse oraya gidiyorsun.Sağa veya sola sapıcaksan,Hoooppp beyler dönecek var diyorsun ve kalabalık duruyor ve senin gideceğin yöne doğru insanlar ortadan ikiye ayrılıyor.

         Sonunda işlerimi hallettim ve Beyoğlu’na geldim.Napsam ne etsem diye düşünürken yanıma biri geldi ve ” Pardooğğğnn 1 dakikanız var mı ” dedi.Döndüm,bir süzdüm.Beğenmedim tipini ve yok dedim.Ama bence var gibi dedi.O kadar mı yalnızlığım belli oluyor dediğim zaman ise sırıttı.Allah’ım…İçimden Bir daha süzeyim şu gülüşü mikemmel olan hatunu dedim.Hatun sırıtınca bambaşka biri oluyomuş lan dedim ve tamam dedim.Aa oley dedi. (Şöyle bir kanı vardır sevgili okuyucularım.Eğer bir anketör sizinle anket yapmak falan istiyorsa sanki sana yavşicakmış gibi gelir.Halbuki yok öyle bişi.)Neyse.Engelliler için dergi almak ister misin dedi.Yoğ dedim.Üzüldü,bana puppet gibi baktı yada Shrek’teki kedi gibi bi bakış attı.Ama ben öğrenciyim,1 lira bile çok büyük para dedim.Bana ama 1 lira değil ki 3 lira dedi.Ohoo bi paket sigara parası dedim ve kusura bakmayın karnım çok aç ve saat 17:00 olmuş ben kahvaltı bile etmedi dedim.Peki o zaman dedi ve ipimi gevşetti benim.Yalnız yalnız turist ömer gibi dolaşırken ara sokaklarda her insanoğlunun o nefret ettiğini duruma maruz kaldım.”Ağbi buyur gel,yukarıda yerimiz var,sigara içilen bölümümüz var falan gibi.Bi adam öyle bir ısrar etti ki ben artık dayanamayıp geleyim bari de bir adet sütlü nescafenizi içeyim dedim ve kendimi bir anda bu yazıyı yazarken buldum.Eğlenceliydi aslında bayağı güldüm.Daha çok anektodum vardı halbuki ama ne bilim yazı uzun oldu sankim :/

             Az sonra her zaman yaşadığım bir sıkıntıyı yaşayacağım.23 yaşımdayım ve hala garson çağırmayı öğrenemedim.Halbuki sinsi sinsi benim masama doğru bakmasını falan bekliyorum ama yok yani olmuyor.Pardon diyorum,garson diyorum,ağğbi bakar mısın diyorum,şefik baksana diyorum ama yok yaniYanımdaki hanımlar bile benden daha iyi garson çağırıyorlar.O yüzden artık alıştım ben bu duruma ve şu saçma sapan rezilliği yaşamamak için gidip kasada hesabımı ödüyorum.Üzülüyorum ama napim.Bir türlü öğrenemediğim şeyler şunlardır.

-Garson çağırmak

-Sabah tansiyon ilacımı içmek

-Annemin istediği her şeye evet veya tamam annecim diyememek

-Haftalığımla yaşayamamak(Maksimum 5 gün yetiyor meret)

-Otobüslerde güneşin gelmeyeceği tarafa oturamamak

-Uzun yolculuğa çıkmadan önce işemeyi akıl edememek

-Sigara filtresine kadar gelmişken söndürememek(İçince dudağını yakıyor çünkü)

-Birde pantolonunun fermuarını kapatmak.Kısacası Hodri meydan dermişçesine dolaşmak.

          Evet sevgili okuyucularım.Size bir günümü kısa bir şekilde anlatmaya çalıştım.Şu anda tek başıma bir kafede yazı yazıyorum.Kendimi yazar gibi hissettim.Hoşuma gitmedide değil hani.Ama bunu yaptığım için bile insanlar bana turistmişim gibi bakıyor.Sonuç olarak 1 saattir burada angus gibi oturuyorum ve sadece 1 adet Sütlü Nescafe içtim.Dur dur,bari mekanın adını yazayımda reklamı olsun haklarını yemeyeyim.Beyrut Cafe.Canımsın ya.Çok güzel bir yermişin.Çok sevdim seni.Yeminlen.Bu arada İstiklal bugün ana baba günü.Yok kalabalık anlamda demiyorum.Hakikaten ana baba günü.Büsürü anne ve baba gördüm.Yaşlılar.Girmişler kol kola panpa panpa dolaşıyorlar.Canlarım yaa.

                                                     Ebrar Soner


Aslında Aşkın Kırık Aynadan Seyredilen,Göz Altları Morarmış Bir Çift Gözmüş

                                                               

      Buraya yüzlerce kez Allah belanı versin yazmak istiyorum ama kıyamıyorum.O bana kıymıştı.Beni ve gururumu 5 paralık etmişti.Öyle bir kıymıştı ki..Resmen kasapta satılan at eti gibiydi değerim gözümde.Bunu yazarken bile titriyorum sinirden.İçimden yüzlerce kez orospu dedim ona ama yüzüne diyemedim.Nasıl yapabilirdi bana böyle bir şeyi.Nasıl karakterimi,ruhumu,gururumu incitebilirdi.Hani ben senin hayatının aşkıydım.Hani ben senin dünyada karşılaştığın en tatlı,güzel ve değerli şeydim.Evet resmen şey oldum.Tanımlanamayan bir piç oldum.

     Ona hala aşığım.Hala o aklıma gelince gözlerimden akan yaşlar dudaklarıma kadar gidiyor.Aa hatırladımda ben nemli dudak öpmeyi seviyordum.Pamuk şeker gibi oluyor resmen o dudaklar.Senden sonra değiştim ben.Yıllar yılı geçti.Sensiz geçen her bir yıl bana bir ömür gibi geldi.Her gün binlerce kez öldüm ama insan bir süre sonra ruhsuzlaşıyor biliyor musun.Ruhu orospu oluyor.Ölmeye alıştım.Sen gittin ya,ölüm nedir ki benim bu yaşadığım hezimetin,karamsarlığın yanında.Hatırlar mısın emlak sitelerinden girip arama motorlarına pembe panjur yazdığımız zamanları,hatırlar mısın Google’da çocuk isimlerine baktığımız zamanları,hatırlar mısın bilmiyorum ama sana yazdığım mektupları…

      Ramazanlarda orucumu açarken dilediğim ilk dilektin sen benim.Allah’ım n’olur hep yanı başımda olsun,Allah’ım ne olur hep onun cennet gibi kokan teniyle uyanayım,Allah’ım n’olur hayalim olan Finlandiya’da dağ evinde yaşama hayalimi onunla birlikteyken gerçekleştir, Yaradanım sen büyüksün amin inşallah kabul eyle sen,derdim hep dualarımda.30 gün oruç tuttum olm senin için.Kendim için değil,cennetin kapılarını kendime açmak için değil biz için oruç tutmuştum.(Bir AKP’linin duası).

      Hala canım acıyor.Yediğim her lokma boğazımdan geçmiyor sen hayatımda olmayınca.Zayıfladım biliyor musun.15 kilo verdim.Kilo deyince aklıma geldi,1 kilo vermek için beraber diyete girerdik her pazartesi.Akşamı buluşunca gözümüz açlıktan döndüğü için kendimizi atardık Whopper’lara,Big Mac’lere.Senden patates aşırmayı özledim.Sen hamburger yerken dudağının etrafında kalan ketçap,mayonezi gizli gizli izlemeyi özledim.Her anım senden bir şeylerle dolu.Gülüşlerim,eğlencelerim,danslarım,yatağım,yorganım,yastığım.Hala sen kokuyor.Bende unutmuş olduğun kazağı her seni özlediğimde koklayamıyorum hemen bitmesin,gitmesin kokusu diye.Bilmiyorum,belki göz yaşlarım o kokuyu götürmüştür onu suratıma bastırıp saatlerce ağladığım için.Halbu ki ayrılırken ben kendim için değil bizim için ağlıyordum.Bu ilişkinin bitişine ağlıyordum.Biliyor musun ben senden sonra kimseye aşkım diyemedim.O kelimeyi bir tek senin hakediyorsun.Ne kadarda beni dımdızlak ortada bıraksanda sen farklısın.Belkide sen beni bıraktığın için farklısındır.Hep ben bıraktım o güne kadar.Hiç yaşamadım terkedilmeyi.En son istediğim şeydi aslında bu.Yaşamayı hiç dilemediğim bir ilkti bu benim için.

     Biliyor musun intiharı bile düşünmüştüm sen o ağır hastalığı geçirirken.Allah’ım gel bi anlaşma yapalım dedim,ben ölim,al canımı ama kalan günlerimi ona ver diye.Sonra düşündüm lan cennette ben sensiz ne yapıcam.Sonra bi daha düşündüm bu acımasız dünyada ben sensiz ne yapıcam diye.Evet belkide benim dualarım dönüp dolaşıp senin cebine girmiştir.Ne dersin.

      El ele tutuştuğumuzda.Lan her seferinde sanki ilk defa tutmuşum gibi heyecanlanırdım.Lanet olsun.Seni hala seviyorum ama duydum ki sen başkalarını seviyormuşun artık.Başkalarına “Seni Özledim” , “Keşke Yanımda Olsaydın” , “Bizimkiler Evde Yok Bize Gelsene” , ” Aşşkım ” diyormuşsun.Üzüldüm.Kahroldum.Ölseydimde bu kelimeleri başkalarına dediğini işitmeseydim.Ölseydim keşke de o benden aldığın ömür ile daha uzun mutlu yaşasaydın.Seni mutlu görürdüm sinsi sinsi cennetten izlerken.Evet,aslında dünyada gizli kamera varmış.Cennette öyle izliyormuşsun.

       Özledim seni ama en çok sesini özledim yada bakışlarını yada öpüşünü yada parmaklarının üzerine basıp beni öpmeye çalışmanı.Karar veremedim.Evet evet belkide en çok seni özledim ben.Seni. Aşkım’ı.  

                                                                                               Ebrar Soner


Sen Başkalarını Özlerken,Ben Bizi Düşünüp Tekrar Tekrar Aşık Oluyordum Tekrar Kendime

         O kadar güzel bir arkadaşım ki o , o kadar güzel bir sırdaş ki o , o kadar güzel bir insan ki o.Yer yarılsa yerin dibine girsek gene bulurdum onu o güzel gülüşünden yada Allah baba ruhlarımızı alsa cennete doğru,bulutlara doğru yükselirken ruh ikizimi bulmam zor olmaz bence.Zor olacak şey şudur ki sevgilisinden arkadaşımı koparabilmek.Haketmiyor o herifi.Haketmiyor o beyinsizi,kültürsüzü,aptalı,piçi,gülüşü bile güzel olmayan,hesabı kıza yükleyen ve onu bir köle gibi kullanan.Haketmiyor işte.Daha ne neden saydırıyorsunuz ağğbi bana.

         O beni hakediyor.Beni.Beni.Beni.Bihter’ini.Pardon Behlül’ünü.Ama sevmem Behlül’ü hiç.Fıstık gibi amca kızı dururken niye karısına yavşıyor ki.Aşk-ı memnu imiş.Hadi git be buradan.Bildiğin küskü memnu.(Küskünün anlamı için lütfen bir adet uykusuz alıp 5. sayfayı okuyunuz) Çünkü ona ben veririm mutluluğu.Sadece ben.Çünkü ona kalbimi verdim ben,ruhumu verdim ben.Evet,evet tamamını verdim.Oda bana tüm kalbini ruhunu verdi ama bir arkadaşın verebileceği türden.Halbuki ben diğer türden istiyordum.(Abartma sevgili okuyucum.Ksksksks gülme lütfen) İlişkiler 3’e ayrılır vardır.1) Mutualist bir ilişki 2) Kommensalizm ilişkiler ve 3) Parazit ilişkiler. Bu üçünden başka bir ilişki türü varsa affedin 23 yıldır hiç böyle bir ilişki  türü görmedim.

           1.İlişkiyi kısaca şöyle nitelendirebilirim:Alan memnun veren memnun.2.ilişkiyi şöyle açıklayabilirim:Çıkar ilişkisi.3.İlişki ise şudur: Platoniğim ve O’nun sevgilisi.Adam tam bir parazit amına koim.Çık git bi aradan ya.Bok mu var birliktesin onunla.Hayret pişi ya.Halbuki ben onu prensesler gibi yaşatıcam.Aaa pardon,prenses gibi yaşatıcam.(Yani aldatmicam) Ben prens olucam ve Royal Wedding(Kraliyet düğünü) gibi bir düğün yapçam.Royal’den tek farkı içicekler limonata olucak,34 M $ olmayacakta 3,400 $ falan olucak,kına gecesi olucak,ağlatçam onu çünkü hayatında son kez ağlayacak,bir daha asla o içinde kaybolduğum gözlerinden yaşlarının akmasına izin vermeyeceğim.Evlilik sözleşmeside yaptıracağım.Valla bak.Hele bi benim olsun.Binicem üzerine vurucam kırbacı vurucam kırbacı.

            Bazen diyorum ki acaba her gün okula gitme bahanesiyle evinin önünde sinsi sinsi bekleyip aaa ne tesadüf diye karşısına mı çıksam diyorum ama sonra yok yeaaa diyorum sonra o pezevenk ruhlu salatalık geliyor aklıma.Susuyorum.Bi su içiyorum.O değilde bide susurluk tostu var.Olm hiç bi özelliği yok resmen tostun.Hani bildiğin pınar kaşarı koyuyorlar falan.Ama işte markanın önemi burada devreye giriyor ve 2. yarı için hazırlıklara başlıyor. (Evet farkındayım iğrenç ötesinde) Elbet onu unutucağım dediğim zamanlarda bi bakıyorum onunla olan resimlerimize bakıyorum.Eiffel’in önünde resmimize gelmişim.Hoop next diyorum dur diyo bilgisayar.Neden diyorum.Yapma olm diyor.Lan manyak mısın diyorum? Beni sinirlendirme,mavi ekran veririm diyor.Hep korktuğum için vermesinden bende next dememiştim.Geçenlerde dayanamadım.Daha  çok resmine bakmak istedim ama acı gerçekle karşılaştım.Sevgilisiyle pozlarına geldim.Sinirlendim.Klavyeye bi vurdum ortadan çatladı arasında 5 yılın birikmiş olduğu ekmek kırıntıları pilavlar falan yere serpildi.Arkamdan ağlar,günahtır deyip yemeye başladım.Sonra yerdeyken bişi gördüm masanın arkasında.Uzandım.En başta elektrik çarptı ama o gazla onu hiçe sayıp aldım.Bir adet fotoğraf.Onunla ben.Yanaklarımızı yapıştırmış makineye aptal aptal gülüyoruz.Onun ve beni 32 dişimle.Toplamda 64 diş var.13 tanesi dolgu(8 siyah 5 beyaz dolgu) 2 side kaplama. Kurban olurum ben senin yüzündeki gamzeye dedim.Ve resmi tarayıcıya attım.Photoshopla düzelttim dolguları ve resmi 1 metreye 75 cm yaptırmak için usb’ye attım. (Attım hafızaya,Usb bedava)

                 Biliyorum ona hiç bir zaman sahip olamayacağım.Hiç bir zaman koynuma yatırıp saçlarını okşayamayacağım.Hiç bir zaman elini tutup İstiklal’de,kordon’da veya kızılayda dolaşamicam.(Yazar burada kendi Twitter hesabından alıntı yapmıştır - Eğer biriyle 2 farklı şehirde öpüştüysen O’nu gerçekten sevmişindir. - ) ama yanımda olması bile müthiş bişi.Her saniyesinde adrenalin pompalanıyor pompiş pompiş.Sevgilisiyle arasındaki abuk ilişkiyi anlattığı zaman ise gözlerine dalıp dediği her şeye evet deyip tabi birde kafa sallıyorum ama halbuki onunla sürmek istediğim bir hayatın filmini çekiyordum.Hiç bir zaman anlamadı o bunu.Anlamayacakta.Çünkü hiç bir zaman ona ” Sen hangi tene sokulacağını bilmiyorken,ben senin yakınında olmak için evinin önündeki çalılıklardan gizli gizli seni izliyordum.O müthiş kokulu tenini görerek içime çektiğime inanıyordum ” diyemeyeceğim ama en azından hep yanımda olucak.Evet hepimizin neredeyse böyle arkadaşlıkları olmuştur,belki olucaktır yada oluyordur (Ki bu en boktanı).Platonik aşk deyince her zaman aklıma Sinan Çetin geliyor.Büyük ihtimal Plato’dandır ama bunu diyemeden edemiyorum sevgili okuyucum.Dedim rahatladım.

                  Her zaman aşk kazanmayabilir ama bir dost kazanmışken O’nu kaybetmeyi bilmeliyiz.

                                                                                                     Ebrar Soner


Acemi Aşık ile Usta Aşık +18 (Biliyorum Değilsin ama Gelebilirsin)

    Köpek gibi O’nunla iletişime geçmek istersin,O’nun o cennet sesini bir daha duymak istersin,belkide tenini tekrar teninde hissetmek.Ama o göt yemiyor hacı değil mi?Belki Hagi’nin yer.O adamcağızıda kovdular zaten.Neyse.İmkansız aşk vardır birde yaptıklarından dolayı aşkı imkansıza çevirmek vardır.Bu daha berbattır.Düşünsene herşeyi sen bok ediyrsun.Zaten koskoca bir bok çuvalısın o ilişkide.(Ağır mı oldu?Bir geçmişe git.Neler karıştırdın aslında di mi?)Bazen özlüyor insan di mi hacı.İmkansız değil aslında ama o popo yemiyor.Eminim ki çoğumuzun zamanı geri alma gibi bir yeteneklerimiz olsa onunla olduğumuz zamanlara geri gideriz.Herşeyin anası kıskançlıktır.Daha sonra dar görüşlülük girer işin içine.Oraya gitme,buraya gitme,bunu giyme,onu giy,onunla konuşmicaksın.Lan pezevenk sen kimsin ki onun hayatına karışıyorsun.Hadi onu geçtim o nasıl bir insan ki karışmana izin veriyor.Fedakarlık mı yapıyor?Sence insan kendi özgürlüğünden fedakarlık yapar mı?Sırf sen saçma sapan şeylere dayanak kıskançlık yapıyorsun diye mi konuşmicak onunla.Elbette hepimiz bunları yapıyoruz yada hazır alıyoruz(Hazır almaktan kastım etrafımızdakiler ne yapıyorsa onun doğru olduğunu düşünüp yapıyoruz bazen).Halbuki,kıskançlığın olmadığı bir ilişki düşünün.Aslında sadece düşünmekle kaldınız değil mi?Çok azımız böyle bir ilişkiye sahip olmuşuzdur.Çoğumuz ise Hep özgürlüklerinden fedakarlık yapıp bir ilişki yaşamıştır.

       Mesela yeni biriyle tanışmak.İşte ırkımızdan tiksindiğim bir andır bu.Farzet ki biriyle tanışıyorsunuz veya tanışmak istiyorsunuz veya bir şekilde bir şey aracılığı ile tanışıyorsunuz.O’nun sevgilisi var ve bu durum direk olarak senin ona yavşayacağın veya sevgili olmak istediğin anlamına getiriliyor.Abi niye öyle düşünüyorsun?Yahu adam/kız hayatı boyunca yeni insanlarla tanışmayacak mı?Yani hep eski arkadaşlarıyla mı takılıcak.Bir ilişkinin en zor zamanları,sevgilinizin yeni bir işe başladığı,yeni bir üniversiteye başladığı zamanlardır.Genellikle bunlar olduktan 1-2 ay sonra ayrılınır.Çünkü karşı taraf artık dayanamayacak hale gelir.Farkındayım çok banel bir yazı oldu.O değilde bu seks otobüsü olayı var ya,ben o çiftin öyle sakin sakin oturduğuna inanmıyorum amma velakin o otobüs şoförünü görsem döverim,işaret parmağımı göbek deliğine sokup bağırsaklarını çıkarmak istiyorum.(Bu yazıyı böyle ağır bir dille yazdığım için utanmaya başladım.Valla bak.) Sen kimsin lan.Ali Kıran Başkesen.İStedikleri gibi otururlar.(Hala öyle sadece elini tutuyordum lafına inanmıyorumda,istedikleri gibi davranabilirler zatende neyse)Peki ben onları,bunları geçtim(1.geldim ben ksksks) üniversitem Facebook’ta erkek ve güzel kadınlarımızı seçiyoruz diye bir grup açmış.Utandım.Rezillendim.Bu nasıl bişidir ya.Ben bu güzellik yarışmalarını falan anlayamam.Her zaman aklıma “en çok sevişilmek istenen kız/erkek seçiliyor ” diye düşünürüm.Hani başka ne mantığı var?Herşey mi güzellik?Herşey mi üzerinde fondotenden bir yorgan oluşmuş bir cilt? (İçinizden olm Azra Akın’a bak dediğinizi duyar gibiyim)Siz şu anda ona bakın.Kadın ölüo lan.Git gide çirkinleşiyor artık.Halada bence o fikirden kurtulabilmiş değil.AVM’lerde olan defile yürüyüşlerini canlandırın.İnsanlar bir et parçasına bakmak için gidiyorlar resmen oraya.Diğerleride para uğruna “ayy biraz şöyle bakın,biraz şurama,birazcıkta bacaklarıma bakın,aaa bak burası yalnız kalmış ağlar buraya bakın ” diye afil afil yürürler,dönerler sonra cat walk’una devam ederler.Galiba yazımı bitireyim ben.Çok kötü yazmış olabileceğim bir yazıdır.Çünkü gerçekten yazmış olduğum için yazdım.Yeni bir paragrafa geçmekten bile üşenmişim.Fiiuuvvvvv.Behlüll kaçaarrr(Yeni reklamı güzel olmuş ama bak hakkını vermek lazım.Aaa oradada bacak vardı di mi?Hani şu çanta geyiği falan.Neyse.)

                                                                                                                           Ebrar Soner


Peşinde Olduğumuz Tek Bir Söz Var “Seni Seviyorum”

    O gün dışarıda insanı iliklerine kadar ıslatan bir yağmur vardı.Her zaman ki hazırlanışımı yapmıştım.Banyoya girip kafayı bi kere şampuanla,vücut şampuanıyla keselen sonra bir daha şampuanla.Banyodan çıkıp giyindim ve her zaman giyindikten sonra yapmicağım dediğim şeyi yaptım dişlerimi fırçalamak ve gene üstüme sıçradı diş macunu.Arkadaş ben tüküremiyorum.Yok olmuyor.Her seferinde mi bi insan üstüne sıçratır ya.Yeni bi şey giydim ve hazırdım.Kalın giyinmemiştim ama yinede temkinli olup yanıma kalın bişeyler almıştım.Annelerin tipik lafıyla irkildim”oğlum şemsiye al”.23 yaşındayım ve hala şemsiye kullanmıyorum.Çünkü ben şemsiye  ile yürürken insanlarla çarpışmamak için kendimi sağa sola atıyorum.Hiç yaşadınız mı bilmiyorum ama istiklal’de yürürken hiç kimseye yol vermeyin dümdüz yürüyün kimse çarpmıyor size.

    Çıktım evimden süslenmiş bi şekilde.Jöle mi sürseydim lan dedim ama yıllardır jöle sürmemiştim.

Lise müdürümüz bize jöleni içinde ölü köpek kanı ve kemiği olduğunu söylediğinden beri tırsıyordum sürmekten.

Otobüs durağına gittim.Her zamanki gibi 10 15 dk. otobüs beklicektim.Durakta kendimi eğlendirmek için çeşitli oyunlar oynuyordum.Misal vermek gerekirse;otobüsün geldiği yönde insanların görüş açısını kapatıp otobüsü göremeyecek şekilde duruyordum.Onlarda bu duruma sinirlenip ayağa kalkıyorlardı bende oraya hemencecik  oturuyordum yada durağın etrafının kaç adım olduğu falan sayıyordum.

       Otobüs gelmişti.Bindim ve o rezalet ses ile karşılaştım.Boş akbil sesi.İnsanların o sesi duyunca sana yönelmeleriı ve

 fakir piç gibi bakmalarından nefret ediyordum.Allah’tan cebimde 200 lira vardı.Havamı ata ata verdim muavine parayı ve bir kez daha rezil oldum.Bozuk yok mu arkadaşım?  Yok der gibi kafamı salladım ve muavin 200 bozukluğu olan var mı dedi.

O sırada tekrar bakışları üstüme yöneldi ve “zengin piç ya hava atıcak illa”bakışlarıyla karşılaştım.

5 saniyede bu kadar ters tepkiyle karşılaşacağınız bir durum yoktur.

   ” Sonunda geç arkadaşım geç borcun olsun” dedi bana o atletli üstünde mavi gömlekli muavin.Üst kata koştum hemen 

çünkü kimse üst katta benim ne kadar havalı fakir bi piç olduğumu bilmiyordu.Şöyle bi etrafa baktım.Kız yanı arıyordum.

Çünkü erkekler her zaman leş gibi kokuyorlardı.Bi kız gördüm kızıl kafalı kısa boyluydu kanımca ve rahat sığacağımızı düşündüm ve oturdum.Oturamadım.Sığamıyordum.Ön koltuk çok yakındı ve ayaklarımı iki yana doğru açtım ve o sırada erkeklerin en sevmediği durumu yaşadım.Pantolonumun fermuarı orada pot oldu.Kapatmaya çalışırken ayrı bi dert yaşicaktım kapatmasam abazan damgası yiyecektim.Hemen yere koyduğum çantamı aldım ve kucağıma koydum.Çalan o 74 75 şarkısını değiştirmek için attım elimi cebime ve çantam hala o sırada kucağımda olduğu için fırsat bu fısattır dedim ve o potu düzelttim.Mutlu oldum.Kız yan gözle bana bakıyordu.

      Aslında hoş bi kızdı.Burun delikleri yuvarlaktı.Evet benim böyle bi takıntım var.Bir kızda genel olarak burun deliklerine bakarım.Yuvarlak olması benim için önemlidir.Hatta zaman zaman kafamı eğip hoşlandığım kızın burun deliklerine bakmışlığım vardır.”Tanışırım yol uzun nasılsa” dedim.Evet oturduğum yerden Taksim’e gitmem 1 saat sürüyordu en az.

    Çıkardım telefonu ve hemen Twitter’a girdim bakalım kim nasıl tespitlerde bulunmuş diyerek.Bir adet tweet ile yarıldım.Heralde o kadar sesli güldüm ki önümdeki dönüp bana baktı ve cık cık cık dedi(dudağını okudum).müzik dinleyerek kendinden geçenlerdenim bende.En sevdiğim alet ise air bateri’dir.Bide air dansı  severim ama o her zaman bi sakatlıkla sonuçlanır.

    Tem’e girmiştik ve kızla tanışmanın yollarını aramaya başlamıştım.Birincisi kızda müzik dinliyordu.Arada bi telefonuma bakıp(Yüzünü görebilmem için yansımayı ayarlıyordum) yukardan yukardan gözetliyordu.Demek ki merak ediyor sevgilimin olup olmadığını dedim.Tamamdır ya bu iş dedim.Çantamda bu gibi durumlarda tanışma sebebi olacak şeyler taşırım.Mesela sakız,kolonyalı mendil çikolata ikinci kulaklık ve çoğaltıcı(mp3 player’ımı unutmuşum beraber dinleyebilir miyiz gibi bişeyler gevelerim ağzımda) vardır çantamda her zaman.Kız zayıf olduğuna göre sakız çiğnemeyeceğini düşündüm.Çünkü şişman kızlar zayıflamaya yarıyor diye çiğniyor sakızı genelde.Tek şansım Toblerone sevmesiydi.Çıkardım çantamdan yavaşça.O sırada çantamın içine bakıyordu ve başına geleceklerden bi haberdi.Yavaşça açtım ve bir tane koparıp ağzıma attım ve dönüp kulaklığını çıkarır mısın lafını el hareketimle anlattım.çıkardı ve ona  ”Toblerone yemeyenler akp’ye oy veriyorlarmış”dedim ve hemen “o zaman ben 3-4 tane alabilir miyim” dedi.”oh oh ne güzel o zaman buyrun efenim”dedim.

ikimizde kulaklığımızı takmamıştık geri.

          Daha sonra yine her zamanki gibi salak bi soru ile başladım sohbete.”Taksim’e mi “dedim.(içimden gerizekalı kızıl hatunun Aksaray’da ne işi var”dedim ve cevabını beklemeye başladım.En başta gülümsedi alaycı şekilde sonra sırıttı ve “evet “dedi.Aaa yoksa kardeş miyiz dedim.O sırada 100 le falan giden otobüsün camında bayrak gibi sallanmak istedim.anlamadım dedi,bende o sırada yeşilçam’dan muhabbete dalarak eski türk filmlerinden,Şener Şen’den,Adile Naşit’ten ve tabii ki Hababam Sınıf’ından bahsetmeye başladım ve O’da Gülşen Bubikoğlu’ndan girdi ve muhabbetimiz başlamıştı.Kolay olmuştu.O tarz aptalca sorulardan sonra kulaklığını takar diye düşünmüştüm ama olmadı.Bizim sitede oturuyormuş.Bir önceki duraktan binmiş.Hoşuma gitmişti.

    Ha dedim mi buluşucaktık ha dedim mi ayrılmicaktık.İnsanlar sevgilileriyle en fazla 2-3 bilemedim 4 saat oturuyorlar.sonra ayrılıyorlar.Şaşırıyorum lan ben bu duruma.Ben o hatundan hoşlanmışım ki birlikteyim ve neden sıkılayım ki onunla olmaktan.Üniversitesi bitmiş,iş arayan yüzbinlerin arasına katılmıştı bu hatun.Üzüldüm.Ben okulumu bitirmemek için elimden geleni yapıyordum.Daha fazla okuyup paaattt diye iş bulmak istiyordum.

    Güzel gülümsüyordu,güldüğü zaman insanın içi neşe doluyordu.(izzet altınmeşe beni vardı ama)Zaman o kadar çabuk geçmişti ki Taksim’e gelmiştik.Derin bi sessizlik oldu.Genelde numara isteme msn isteme olayına pek yanaşmam.Önce bi face’den bakayımda ortak arkadaşlarımıza ona göre devam ederim derim.Facebook’unun olduğunu öğrendikten sonra adını soyadını aldım ve görüşmek üzere dileklerimizle ayrıldık.

       Günüm güzel başlamıştı.Mutluydum,yeni bir gün ve yağmur yağıyordu.Saçlarım ıslana ıslana gittim arkadaşlarımın bulunduğu mekana ve abi acayip yağmur yağıyor yaa baksana sırılsıklam oldum dedim.(mekana girince herkesin sana bakması için bi taktiktir bu.Herkes bi seni süzer sonra muhabbetlerine devam ederler).Alkol tüketicektik o gün.Background’ta rockin’ away çalıyordu ve patlat bana bi mojito dedim garsona ve hay hay deyip alkolümü getirmeye gitti.O sırada içeriye eski sevgilim girdi bitane hödükle.Adamdı lan.Bildiiğin kaslı falan.ki benim exsevgilimde pıtırcık gibi küçücük ufak tefek birşeydi.

        Eneemmmmm dedim ve ne zaman göz göze geliriz diye düşünürken döndü ve bana o en sevdiğim haliyle bakış attı.

Kalbim küt küt atmaya başlamıştı.Bu gibi durumlarda saçmalarım ve “abi bugün bi erkekle tanıştım ofhhhh”dedim ve anlatmaya başlamıştım ama ben hayallerdeydim ve bi yandan kıza bakıyordum.Şu dünyada en sevdiğim şeylerden biri mazi yaşamaktır ve aklıma yaptığımız şeyler geliyordu ve konuşmamı bitirdim.Arkadaşım çılgın gözlerle bana bakıp” abi sen bi erkekle tanıştın onunla el ele tutuştunuz,gezdiniz ,öpüştünüz ve sonunda da ayrıldınız”  dedi ve ben hala hayallerde olduğum için evet dedim.Sonra durumun farkına varıp ona döndüm ve nası yani?hangi erkekle öpüşmüşüm lan dedim.Bana olayları anlatınca gerçek dünyaya dönüp olayın gerçeğini anlattım ve bana “ofhh abi korkuttun bizi valla” dediler hep bi ağızdan.Hatun bana naz yapıyordu.Normaldi çünkü ben birlikteliğimizi bitirmiştim.

Neden mi?Oyun oynamıyordu.Ben oyun oynarken saygı duymuyordu.bu ne biçim bi cümleyse..

     Hatun kalktı ve bana doğru yürümeye başladı.Kalbim daha da hızlandı .Yerinden çıkıp kaçmak istiyordu.Bölüm 1’in sonu… :)


İtiraf Ediyorum,Küçükken Ben Karıncaları Dövüştürürdüm

         Yaklaşık 1 aylık olduğumdan beri oyun oynamaya bayılan(gerçekten bayılıyorum ama epilepsi falan var),oyunsuz geçen bir zamanımı düşünemiyorum.Evet bu kadar çok seviyorum.İlk oyun konsolum Commodore 64 idi.Dünyadaki ilk oyun konsollarından biridir.Amigadan sonra gelir.Atarim hiç olmadı.Çok istemiştim.Hatta bir arkadaşım Özbekistan’lıydı.Babası gidip gelirdi.O zaman çok cüzi bir miktardı.250.000 bin lira gibi bişidi.Babamdan çok istemiştim.Bana yok dedi.Ağlamama izin verdi diye günlerce konuşmamıştım onunla.(Evet 2 gün.Babamla hiç bir zaman 2 günden uzun süren küslüğümüz olmadı.(Erkek melek mübarek) Ailemden gizli gizli oynardım.37 ekran bildiğin kare olan bir televizyonumuz vardı.Takardım kasetini http://bit.ly/gakoNA (linkte görmüş olduğunuz İ.Tatlıses’in kaseti gibi kasetlerle çalışırdı) ohh aman sabahlar olmasın.Neyse yeni paragrafta hayır vardır deyip size biraz Kılıçdaroğulculuk oynayayım.

        Bi gün evde kimse yok.Açtım Commodore 64’ümü.Oynuyorum.2-3 saat oynadım ama nasıl susadım anlatamam.Hani dudaklarım falan çürümüş resmen.Commodore 64’de Save Game diye bir olay yoktu.Ondan dolayı kapatıp su içmeye gidemiyordum.Ya o sırada annem gelirse ve görürse diye düşündüm sonra dur biraz daha oynayayım dedim.Artık dayanamıyordum.Ellerim ayaklarım karıncalanmaya başlamıştı.Tamam hemen koşim alim burada içerim dedim.O zamanlar damacana falan yok tabi.Bildiğin kova(ördek şeklinde.-Nette aradım bulamadım valla capste vericektim size)Neyse sürahi bitmiş şansıma.Zaten güçsüzüm,çocuğum o zamanlar,iki saat onunla uğraştım.TAaaaakkk o sırada kapı açıldı annem geldi.Kovayı falan bıraktım.Koştum odama Tv’yi kapatmaya.Ama tabi koşarken sokak kapısının önündende bir Usain Bolt havasıyla geçtiğim için annem ayakkabılarını bile çıkarmadan beni takip etmiş ve o sırada tv’yi kapatırken gördü.Neye uğradığımı şaşırdım.Ve kovalama başlıyor dedim içimden ama sıkıştırmıştı beni o engin beni kovalama tecrübesiyle.Çaaaatt diye öyle bi vurdu ki kafamı duvara çarpıp sektirdikten sonra duran eline bir daha çarptım.Döndüm ona double points dedim.Güldü.Sonra hemen sarıldı bana ve binlerce kez özür diledi.Tabi ben kaçırır mıyım.Tek bir şartla 1 hafta istediğim zaman oynayabilicem dedim.Tamam dedi.Yaklaşık 4 ay oynayamadım ben.Bu sefer çok güzel bir yere saklamıştı bulamamıştım.Aylar sonra öğrenicektim aslında Commodore 64’ümü dayıma verdiğini.

          İlk üniversitemi bitirdiğim zaman,tek eğlencem Playstation 3’üm ve internetimdi.Artık asosyal olmuştum.Akşam üstü 4-5 gibi kalkıyordum sabah 8-9 gibi yatıyordum ve o arada sadece Call of Duty 4 , Fifa 10 ve bir kaç single oyun oynuyordum. Artık her şeyi unutmaya başlamıştım.Bir kere adımı unuttum.Çok utanç vericiydi.Yeni bir ortam.Hobaa falan “naber baba isim neydi” ile gelen soru ve adımı unuttuğumdan dolayı gelen Buğra cevabı.Evet benim bir sahte adım var.Böyle saçma sapan telefondan bilgi almak amacıyla yada güvenmediğim biriyle tanıştığım zamanlar bu ismi kullanıyordum.Soy adım bile var benim.Buğra Kabukçu. Böyle leblebicinin oğlu gibi duruyor ve insanlar haa bu piç fakir deyip ilgilenmiyorlar benimle.Çok kez test ettim ve gerçektende öyle.Hatta sahte üniversitem var benim.İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği okuyorum.Neyse nerden geldik lan bu konuya.Hah tamam adımı bile unutuyordum.Etrafı tınlamıyordum.İstediğimi okuyordum.Evet evet Stephen King , Luke Rhineheart falan okuyordum :) Ama arkadaşlar online oyun resmen gerçek bir dünya oluyor bir süre sonra.Yani konuşuyorsun kulaklıkla falan zaten.Neyse baydı bu bölüm beni yeni bir konuya geçeyim.

             Orada tanıştığım bir adam(evet adam 40 yaşında,çocuğu olan falan bir adam),evine çağırdı.Tamam dedim.Böyle bir adamımdır ben işte.Hayır diyemem pek.Gittim gayet güzel ağırladı beni.Hani sanal olarak kalmamıştı ilişkimiz.Sevinmiştim.Ama daha sonra beni blockladı sildi falan.40 yaşındaki adam işte.Neyse bir kız arkadaşımla çok oyun oynadığım için ayrılmıştım,ailem Playstation’ıma sarmış durumda.Her şeyin altından onu çıkarıyorlar.Okul hayatımı etkilemişti.Arkadaşlarımla tek vakit geçirebildiğim bize geldiklerinde ps idi.Neyse sonrada bir arkadaşım guitar hero seti veride artık kız arkadaşlarımlada oynayabilmem için bir neden olmuştu.Allah’ım bir kıza Guitar Hero oynamayı öğretmek gerçekten çok ama çok ölümcül bir şey.Hani ofsaytı anlatmaktan daha zor gerçekten.Allah’ım resmen hayatımı söndürdü.Alkol sigara gibi bir bağımlılık yaratmıştı benim üzerimde.

              Neyse.Konumuzla illa alakasız bişiler yazıyorum farketmişinizdir.Hangi ilk deneyimimi anlatsam bilemedim.Aha buldum.Hayatımda gördüğüm ilk çıplak kadını anlatıcam.6-7 yaşındayım ve annemin o engin yemek deneyimlerinden birini yaşamak için bekliyordum evde.Tuz bitmiş.Zaten bitmezse olmazlardandır.Velhasıl dedi ki git Fadime(İsim vermeyeyim) ablandan tuz al dedi.Onlarda daha yeni evlenmişler falan zaten.Gittim çaldım çaldım kapıyı açan yok.Aaa bi baktım kapının üstünde anahtar var.Girdim hemen ve evde Fadimeee ablaaaa Fadime ablaaa diye dolaşıyorum.Anam.Fadime abla bi çıktı kapıdan.Meğersem kadın duştan çıkmış.Duymamış beni.Onu görmemle meme kavramını öğrenmiş oldum, kadınların gerçektende kıllı olabileceğini öğrenmiştim.Zaten simsiyah bişidi.Kocamandı kadın.Sen de 2 metre ben diyeyim doğrudur :) Tabi bende nasıl bir utanma nasıl bir kızarma.Öyle böyle değil.Koştum eve.Koltuğun arkasına saklandım.Bu geldi 5 dakika sonra.Anneme anlattı.Nasıl gülüyorlar.İşte o zaman utangaçtım.Şimdi  bile o ikiz kuleleri unutamıyorum ve Fadime abla yüzünden şu an ki size psikolojimi anlatayım.

  1)Kız arkadaşlarım kesinlikle açık tenli olmak zorundadır.Asla koyu tenli biriyle birlikte olamıyorum çünkü aklıma Fadime abla geliyor.

  2)Kız arkadaşlarımın ikiz kulelerinin olması pek tercihim değildir.Çünkü aklımda Fadime abladan kısa olduğum için memelerini değil de yüzünü görmek için bir adım geri gittiğim aklıma geliyor.

  3)Kız arkadaşımın boyunun en fazla 1.75 civarı falan olması gerekiyor.Daha üstünün yanında bile bulunamıyorum çünkü Fadime abla… 

        Ahh Fadime abla Ahh yaktın beni şerefsizim..Aslında size saymadığım bir çok madde var ama onlarıda ileriki bölümlere saklim..  Hee birde çok yaramazdım ben küçükken.Prizlere çatal sokardım.Komşumuzun oğlunun kafasını kaloriferde yarmıştım.Kavgacıydım.Her türlü muzurluğun altından ben çıkardım.Fadime ablanın altından çıkarmışçasına…

        Bu yazımda neden bahsettiğimi bende bilmiyorum.Çok amaçsızca oldu.Ama şu anda canımın sıkıldığını ve saçmalamaya ihtiyacım olduğunu farkettim.Bu aralar tekrar o asosyal Ebrar olmaya başladım.Derse git gel,otur bütün gün odada.Dışarı bile çıkmak istemiyorum.Farketmiş olduğunuz gibi,hep Facebook,Twitter,Tumblr gibi sitelerde online’ım.Havalara bağlıyorum.Aslında severim böyle havaları ama arada bir güneş çıkıyo ya.Onu sevmiyorum işte.Hep yağmur yağsın.Sevdiceğimle altında yürüyelim koşalım ona ayılık yapıp çamura fırlatim falan.Bunları bir 6-7 ay daha yaşayamayacağım için üzülüyorda olabilirim.Kısmet tabi böyle işler.Alnımızda ne yazıyorsa o.Tipp-ex kullanmak hiç birinizin aklına gelmedi di mi lan.Ksksks.Ondan ben değiştirebiliyorum alın yazımı.Hadi bu da benim size bir hediyem olsun buraya kadar sabredip okuduğunuz için :) 

                                                                                                                   Ebrar Soner


Ask B Planının Olmamasıdır

     O’nun yeni resimlerini gördüm.Pek mutluymuş.Pek bi gülümseme patlamış yüzünde.O lanet olası gülümsemesi sadece benim içindi.Sadece benim gözlerime bakıp gülümsüyordu.Sadece benim gözlerime baktığı zaman gözleri parlıyordu.O’nun o gözlerinin parlamasını her zaman saat 8-9 gibi denize vuran ve denizin o kalpleri fethedici mavisini ortaya çıkaran ışıldamasına benzetirdim.O dudaklar.Lanet olsun onlar benimdi.Sanki benim kızımmış gibi düşünürdüm hep.Benden başka kimse O’na emir veremeyecek,benden başka kimse ona dışarı çıkması için yasak koyamayacakmış gibi gelirdi ama bilemezdim aslında bu yasakların beni O’ndan uzaklaştıracağını.

         O’na öyle aşıktım ki…Buraya ne yazsam olamicak,anlatamicam,kelimeler kifayetsiz kalıcak.Hani hatırlıyor musun yağmurun altında 2 saat koşmuştuk,sonra benim kazanmama izin vermiştin.Biliyorum evet bilerek izin vermiştin çünkü kaybetmeyi seven bir insan değilim.Farkındaydım taaa o zamandan beri.Finish noktası olarak hep hayal ettiğimiz evi belirlerdik.O evi hayal ederdik koşarken.Salonumuz şöyle olur,balkonumuz böyle olur diye.

        Hani hep hayal ederdik yaşlandığımızı.Aaaa hadi ama okuyucu.Hiç mi düşünmedin sevdiğin insanla geleceğini.Yaşlılığımızı düşünürdük hep çünkü şu an ile yaşlılığımız arasındaki o lanet olasıca,O’nsuz geçecek olan 30 yılı,süreyi gözümüzü açıp kapayana kadar geçeceğini bilirdik.Herşeyimiz uyuşurdu. Tenimiz,dudaklarımız, bakışlarımız, hayata bakış açımız(78 derecedir nedense,ikimizde aynı anda 78 derece dediğimiz içindi) O’nun sahip olduğu lanet olasıca herşey ile uyuşurduk.Yok uyumak değil,uymak falan.

       Bir gün gözümü bi açtım.Kalbimde bir çarpıntı.Yoksa bişey mi oldu O’na dedim.Aklıma gelen tek şey O’ydu.(Bu biraz annenin oğluna veya kızına bişi olduğu zaman kendini kötü hissetmesi gibi bişi olur.Yok hayır erkeğim ben anne değilim)O hep ben olmak isterdi,bende hep O olmak isterdim.Neden mi?hadi bakalım birbirimizi ne kadar çok seviyoruz diye duygularımızı tartmak isterdik.Çünkü hayır en çok ben seviyorum tartışmamız bi yere varmazdı.Lanet olsun ki çok acı bir gerçekle öğrendim ki  ben daha çok seviyormuşum.

      O’nu öpmeye doyamazdım ya bitirirsem diye.Marşmelov gibi bişidi.Yada toblerone diyeyim ne bilim her ne ise dünyanın en tatlı şeyi.Heh buldum mesir macunu gibi bişidi.O’nunla zaman geçirmek,zaman yolculuğu gibi bişiydi.Zamana baktığımda lanet olası babasının gel dediği saatte oluyorduk.Ondan sonrası ise Usain Bolt’çuluktu.Eve kadar yardırırdık.Yokuş aşağıya doğru gittiğimiz için O’na nazaran uzun olan bacaklarımın avantajı ile geçerdim.Hatta öndeyken bilerek geri geri koşup O’na “hadi bakalım beni seviyorsan gel sarıl bana derdim”.Bir kaç kere o gazla gelmişliği vardır.

     En sevmediğimiz kısımdı ayrılık.Bilemezdim ki bir gün temelli gideceğini.Bilemezdim ki soğuk havalarda benim ellerime hoh’lamayıp,bir apaçinin ellerine hoh’layacağını.Lanet olasıca aşıktım O’na.Gecenin bir köründe “bebeğim kalk yağmur yağıyor,kaldırımda koşup arabaların bizi ıslatmasına izin verelim” derdi.En çok bunu özlüyorum.Sadece yeter ki bana mesaj atsın,arkadaşça koşalım.(hassiktir yalan söyleme kendine salak,Biliyorsun ki en sevdiğin şey yağmurun altında O’nunla öpüşmektir.)

      Bizim bir dreamworld’umuz vardı.Evet hep bir hayal olarak kalıcak.Ama kendimi en rahat,en huzurlu,en mutlu hissettiğim yer orasıydı.Herşeyimiz vardı.Neler miydi onlar?Hemen söyleyeyim.” O ve Ben” . Yeterdik ikimize. Seviyorduk birbirimizi zürafalar gibi.O’nunla gülmeyi hiç unutmamaştık.Hep çocuk gibiydik.Farklı şeyler yapıp mutlu olurduk.Taksim’de yerdeki taşların kare olmasına en çok biz seviniyorduk çünkü onlarla sek sek oynuyorduk.Farklıydık.Marjinaldik.AşıktıM…

      Dediğim gibi bir gün uyandım ve kalbim davul gibi gümlüyordu.Bişi olmuştu O’na.Bıraktı mı acaba beni sevmeyi dedim.Telefona sarıldım.Sanki O’ymuş gibi.Aradım açmadı.Saatlerce aradım ve sonunda suratıma kapattı.İçim içimi yiyor nutellaymışım gibi sanki.Belki de 100 mesaj atmışımdır O’na telefonu tekrar açılana kadar.Aradı beni tekrar.Noldu Bitanem dedi.O sırada dünyalar benim olmuştu.Sadece kuruntu yapmıştım.Çok merak ettim seni hayatım dedim.Hee şarjı bitmiş telefonun dedi.O sırada ben nirvanalardaydım.Ama çok kötü bir rüya gördüm.Ayrılıyorduk dedi.Öyle birşeyin olacağına kendimi öldürürüm daha iyi dedim.Şimdi anladım insanların neden aşk acısından intihar ettiklerini.Üzüldü,ağlamaya başladı telefonda.Öyle birşey olmayacak değil mi? dedi.Cennette ben sensiz ne yapacağım be şapşal dedim ve sırıttı.3G işte hacı görebiliyorsun falan sırıttığını.Bana gülümsüyordu.Salak kamerayı benmşim gibi düşünüp öptü,kıskandım dedim.Seviyorum seni dedi ve kapattı.

     O gün buluşucaktık her zamanki yerde.Nerde mi? Güneşin saat sadece 19.00’da vurduğu bir yer vardı.Hep orada buluşalım isterdim ve bilerek geç giderdim çünkü akşam güneşi Sadece O’na vuruyordu ve teni ışıl ışıl parlardı orada(sakın söyleme O’na hala bilmiyor neden hep geç gittiğimiz).Yine 10 dk. geç gittim ve meleğimi gördüm.Somurtmuş beni bekliyordu.Yavaş yavaş yanına gittim o anın,o güzelliğin tadını çıkartarak.Offhhh nerdesin yaa dedi.Önce bi seni erkeksi kollarımın altına alim sonra konuşuruz dedim.Hemencecik sarıldı o yumuşacık kassız vücuduyla.Bak sana ne getirdim diyerek O’na yapmış olduğum Eiffel Kulesi’nin resmini çıkardım cebimden.Arkasındaki duvara yapıştırdım resmi ve farzet ki burası Fransa ve Eiffel’in önünde şimdi o güzel dudaklarına yapışacağım dedim.Sırıttı gene.O daha sigaradan sararmamış dişlerini ortaya çıktı,geliiyooorruuummm deyip dudaklarımı dudaklarına kavuşturdum…

     Her güzel şey bitermiş.O güzellik bitermiş.Ama Tanrı’ya yalvarıyordum bitmesin diye.Haykırıyordum beni bu aşktan mahrum etme diye.Yapmadı bu iyiliği bana.İlişkimiz sadece ihtiyacım zamanlarda sıkılaştığı için olabilir belkide.Belkide beni sevmiyor.Belkide hakettiğimi düşünmüyordur.

     Bir gün ” Hemen görüşmemiz lazım bebeğim” dedi.Neden dedim.Buluştuğumuzda anlatıcam önemli bi konu dedi.Bilemezdim bizi aslında bize en çok değer veren kişinin yıkacağını.Gittim yanında.Gözleri kan çanağı olmuş ağlamaktan.Sevgilimmm diyerek sarıldım.Öyle bir sarıldı ki bana.Sanki bir daha beni asla göremeyecekmiş gibi.Sanki bir daha kollarımın arasında uyuya kalamayacakmış yada hayatım gözlerini kapat bişi var kirpiğinde deyip dudaklarıma yapışmayacakmış gibi.Babasının tayini çıkmış.(Şimdi olsa tahinini çıkarırdım ben o herifin sonrada adını Tahsin koyardım)Taşınıcaklarmış.Çöktüm.Titremeye başladım korkudan.Hakikaten ben bu cennet şehirde n’apıcaktım O’nsuz.O’nsuz.Bu kelimeyi hiç söyleyeceğim aklıma gelmezdi.Gözlerime bakıp “Ne zaman olursa olsun ister 7 ister 70 sene sonra bile senin tenin için çıldırıyor olacağım bebeğim ” dedi.Gözlerine baktım ağlamaklı ” kaçalım mı ” dedim.Güldü.O’nu son kez o zaman gülerken gördüm.Bir daha ömrüm boyunca göremeyecektim o zihnimde kazınmış gülüşünü.

       Ben bitiktim,kelimelerim bitikti,komada olan bir aşkın etrafında kaldı yaşayacağımız o eşsiz duygular sen koşarak benden uzaklaşırken…

                                                                                                                           Ebrar Soner


Yerin Yok Mu Bana Dunya ?

    

      Göz yaşım geliyor.Evet şu anda gözlerim nemlendi.Evet evet geliyor o ilk damla.Ahanda aktı şu anda.Burnumda sulanmaya başladı.Dudaklarım nemlenmeye başladı.Mmmm.Giderim var gibi şu anda.Yatmışım yatağıma.Düşünüyorum.Neyi mi? Valla şu anda aklıma gelen şey şudur:”Çayır çimen geze gezeeee oOoOoOooooooooo” şarkısı.Neden geldi bilmiyorum ama dur yaa biliyorum.Ben gezmek istiyorum.Ben dolaşmak istiyorum.Bir vadiye gidip orada “HEEYYY YOOOO EBRARRRRRR” diye bağırıp sesimin yankısını dinlemek için kedi gibi pür dikkat kesilmek istiyorum.

     Hee bana dersen ki ebrar geçtiğimiz yıllara say otur oturduğun yerde,yemezler hacı.Bak bunu 40 yaşımda derim ben.Otur oturduğun yerde diye.Zaten kalp sorunum var,tansiyonda var,3 kere burun ameliyatıda olmuşum.(ajda pekkan’dan daha güzel bir burnum var benim şu anda)Ehende dediğim gibi derim yani.

     Aaa valla bak ikinci göz yaşım geldi.Giderim daha bi fazla olmaya başladı.Hala üniversite okuyorum.İsyanım benim aklıma.İsyanım yaradana değil,danaya.Beni kurban bayramında tekmeleyen danaya.Babamlar yapmış bir hata girmişler danaya.Öyle girmek değil,hani bildiğin girmişler.Dana kaçmak isterken üstüne atlamışlar falan ama nafile.Koskoca dana abi.Küçükken kurban bayramlarında hep cebi bol pantolon giyerdim.Nedeni ise hep bozuk para toplardım.Bozuk para daha değerli gibi gelirdi bana hep.Farz et ki 20 Lira veriyor ama 1 tane veriyorlar halbuki 10 kuruştan 10 tane verseler kendimi dünyanın en zengini sanıp babamı oyuncakçıya götürmek isterdim.Babam olayı bildiği için pek götürmezdi.4-5 ayda bir tane oyuncak alma hakkım vardı.Adalet mi ama bu yeaaa deyip kendimi verirdim sokakta top oynamaya.Saatlerce top oynardım.Nasıl bir kondisyon varsa koşardım kan ter içinde o 5 kat topun peşinde.5 kat top vardı bizim zamanımızda.Tabi birde günümüzde bile olmazsa olmazlardan olan çata pat ve kız kaçıran(hala neden kız kaçıran dediklerini bilmiyorum ama öğrenicem bir gün elbet).

      Aaa 3. göz yaşım geldi.Öyle böyle değil.Hunharca geldi.Burnumu sulattı pezevenk.Zaten sorunlu bir burnum var.Hey allam yea.Şimdi size pek kimseye bahsetmediğim bir olayımı anlatıcam.Yaklaşık 6-7 yaşımdayken Merter’de oturuyorduk.O zamanlar o kadar kalabalık değildi oralar.Sazlık falan vardı.Neyse o zamanlar Abdullah diye bir arkadaşım vardı.En samimi,en birinci arkadaşımdı O benim.Canımdı ya.Damarımı kes Abdullah akardı.Gözümü çıkar Abdullah’tan görürdüm,bacağımı kes Abdullah’ın o beceriksiz sol ayağıyla futbol oynardım.Dedim ya canım ciğerim diye.Neyse.Bizim apartmanın bahçesi çok büyüktü.Sen de basket sahası kadar ben diyeyim doğrudur :) Bahçenin yanından dere geçerdi.Boklu dereydi.Güngören,Tozkoparan ve Merter’de oturan tüm insanların boku oradan geçerdi.Hatta arada bi boka saygı duruşu falan yapardık büyük bi tane bok gördüğümüz zaman.Bir gün bunun kenarındayken torpil patlatıyoruz,kenarında yürümeye çalışıyoruz falan.Tam yürürken ayağım kaydı ve dereye düştüm.Dere dediğime pek bakmayın aslında nehir yani.Kocaman bişi,sular falan inanılmaz hızlı akıyor.Neyse o sırada ben bir dala tutundum ama hani olucak gibi değil.AbdullaaaaaAAAaahhğğğğğ diye bağırıyordum ki Abdullah kaçmış gitmiş şerefsiz.Bahanesinide az sonra söylicem.Neyse ben o sırada ölücem deyip film şeridi gibi olayına dahil oldum.Gördüğüm tek şey annem,abim,babam ve Abdullah’tı.Adam bu kadar hayatımda bir anlam teşkil ediyorken sen tut beni sat.Neyse yaklaşık 5 dakikalık bir suyla boğuşmamdan sonra yukarı çıktım ama görmeniz lazım beni.Boklu dereye düşmüşüm abi.Neyse ben koşa koşa etrafa güzel güzel kokular saça saça eve gittim annemin kapıyı açmasıyla “kahrolasıcası ne bok yedin” cümlesiyle zaten korkmuş olan vücudum bir daha irkildi ve ” bilmem Ahmet,Mehmet,Ayşe’nin bokunu yedim galiba” dedim ve beni doğruca banyoya götürdü.Hiç unutmam o anı.Bir yandan beni yıkıyor bi yandan popoma nasıl vuruyor.Bi ara haşlicak beni sandım.Bu olay haliyle daha sonra ailede taşak konusu oldu ve sokaktada duyulduğu için utancımdan çıkamıyordum.Benimle en çok dalga geçmiş olan yan apartmandaki teyze bağırsak kanserinden öldü.(Dikkatli olun anacım.Bedduamı almayın) İşte böyle dengesiz,aptallıklarla dolu bir çocukluğumdan bir örnek verdim size.Heh ne diyordum,Abdullah neden kaçtı?Meğersem adam itfaiyeye haber vermeye gitmiş.En yakın itfaiye 1.5 km ötede.Güler misin ağlar mısın.Ben ağlamıştım.Günlerce hemde.

          Yıllar sonra bir haber gördüm.Bizim apartmanda oturan bir çocuk o dereye düşmüş ve akıntıda kaybolup gitmiş.Yani şu anda aslında ben bu güzel,harika dünyanın nimetlerinden faydalanamıyordum,sizinle konuşamıyordum,alkolü abartıp eski sevdiceklerimi arayıp “Nalaağğnn n’olur geri dön.Seni çoğ üzledim sevgülüm” falan diyemiyordum.Ama şöyle bir şey var ki en azından cennette olucaktım.Düşünsene hayatım bir dala bağlıydı.Hiç bir zaman aklıma gelmezdi bir ağacın beni kurtaracağı.Ağaç ya.O günden beri defterlerimi çok düzenli kullanıyorum.

           4-5-6-7-8. göz yaşlarım sanki canımı acıtırcasına akıyor.Göz yaşlarım dudaklarıma kavuşup boğazımdan tekrar vücuduma kavuşuyor.Birde bişi söyleyeceğim.Ağlayan bir insanla öpüştünüz mü hiç? (Sen nasıl gaddar bir insanın lan öküz falan deme.Malum kızlar ilginç varlıklar.Mutluluktan falanda ağlayabiliyorlar). Bir kere zorla ağlatıp sonra gönlünü alıp bi öpün sevdiceğinizi.Sevdicek.Bu kelimeyi gerçekten çok seviyorum.Sevdiceğim.Saçmaladığımı farkettim dur yeni bir paragrafa geçeyim ben.Zaten yazı çok uzadı.Canınızı sıkmışımdır.Limon gibi.(KDV)

          Düşünse 6-7 milyarlık bu dünyada sen sadece 1 kişisin.Bir ya.Şaka gibi di mi.Yeri var dünyanın bana ama sadece o düştüğüm boklu derede.

                                                                                                                                      Ebrar Soner


Ben Askın Filetosunu Cıkardım Anneaa

   Önceden sevdiğin,şimdi sevdiğin veya uğruna hayatını feda edebileceğin birini düşün ama bu insan platonik olsun.Ne zaman platonik desem aklıma Sinan Çetin ve Plato’su geliyor.Neyse.Bu yazıyı onun üzerinden götürücem.Değişiklik olsun.Belki eğlenirsin,belki gözlerin dolar belki kendi amına koymak istersin yaptıkların veya yapamadıkların yüzünden yazının sonunda.

    O’nu düşünürken neyini düşünürsün? 1) Gülüşünü 2) Gözlerini 3)Tenini 4) Dudaklarını 5) Eğer hepsi ise ” Cennet Yüzünü” düşünürsün.Ve eğer cevabın 5. şık ise boku yemişindir.Çünkü sen aşık olmuşundur.Aşk…İsviçre’li bilim adamlarının cevabını bulamadığı tek şeydir.Adamlar o kadar gereksiz şeyin cevabını bulurlar ama “AŞK”ın cevabını bulamazlar.Nedeni ise herkese göre değişmesidir.Sen O’nun vücuduna,o kusursuz tenine aşık olursun,bir başkası burun deliklerine,bir başkası ellerine,bir başkası bacaklarına,bir başkası sakalına,bir başkası kaslarına,bir başkası dudaklarına,bir başkası tarzına,bir başkası …. Uzar gider.Evet uzayan şey aslında bu liste değildir.Uzayan şey vücudunun bir parçasıdır.Aklına işe yaramaz şeyler getirme lütfen.Uzayan şey ruhundur.O’na doğru uzar.O’nunla birleşmek ister.O’nun  ruhunun bir parçası olmak ister ruhun.Ruh ne abi.Ruh nedir ya.Nasıl bişidir.Bazen bu ruhlar çok acımasız olabilir.

     Platonik aşk.Aşk.İkiside aslında ne kadar benziyor değil mi?Ama yok be okuyucum.Çok farklılar.İlkinin ikincisinde yakalayamadığın şey O’nun kalbi.O’nun beyninin bir parçasının senin için çalışmaması.İkincisi ise tüm beynini ele geçirmek.Rüyasına kendini hapsetmektir.Bir daha hiç çıkmamasını istersin ama her güzel şeyin sonu vardır.Ölüm falan değil bunun sonu.Monotonluk.Aslında monotonluğa girmeyi çok isterim.Evet kafamı sokim.Günümüzde en çok ilişki bitirme sebeplerinden biri.O’nunla buluşmak için kalbin güp güm güb diye atarken,O’na sahip olduktan belli bi süre sonra atmaz öyle.Çünkü O senindir.Ama değildir.Mal mı bu? Gel pazardan sana bir aşk alalım.Kilosu 3 trilyona satıyorlardı.Aşk mı para mı?Kabul edelim lisedeyken hepimiz aşk derdik daha sonra farkettik ki para aşkı getiriyor yada yürümesine neden oluyor o aşkın.+Ya Aslı biz ayrılalım.-Neden Tankut? +Ya anlaşamıyoruz olmuyor falan.Lan dangalak.Bu kadar süre anlaşmışın noluyorda sonra birden anlaşamıyorsun? Çünkü monotonluk yüzünden.Bir olay olmadığı için monotonluğunuzdan dolayı kıskançlığa başlıyoruz.Aslında aşk Fransa bisiklet turu gibi.En başta tüm enerjisini hemen 1. olmaya oynarsan,sıçtın.Daha yokuş yukarı olan aşamaya gelmedin.Daha zorlu yollardan geçmedin.Boku löpür löpür yedin.Ama normal bir tempoda gidersen emin ol o aşamalar sana çocuk oyuncağı gibi gelmesede yardırırsın.Yorulmazsın.İki tarafında fedakarlıklarıyla zaten kıskançlığa girmezsin.Neden girmezsin çünkü kıskançlık etmeni gerektiricek monotonluk olmaz(Kıskançlık diyorum, nedeni ise şudur: Bir ilişki monotonluğa girmişse kavga için sebep ararız.Yoksa yaratırız.İşte yatarıcılıktan kastım kıskançlık)

      Dur ya ben platonik aşklardan bahsediyordum.Noldu la böyle konu dağıldı.Dur toplim.

      O ne zaman aklına gelse yüzün asılıyor.Ben o zamanlar kendimi fortmantoda asılı kalmış kaban gibi hissediyorum.Beni giyecek bir insan yok.Zzamanı gelince benim değerimi anlicak ve o zaman giyicek beni.İmkansızlıklar abidesidir O’na sahip olmak.Bırak sahip olmayı yanına bile sokulamıyorsundur.Ay dur Facebook’u var mı oradan eklim desen,yok olmaz çünkü oradan ekleyince kesin hoşlantını anlar.Çünkü dayanamayıp bütün resimlerini like yapasın gelir.İşte o sırada irade girer işin içine.Ona hükmetmek,onu sınırlarda tutmak çok zordur çünkü günümüzde alkolden gazı alıp sevdiceğine ancak o zaman açılabilen insanlar var.Yapma.Çok komik duruma düşüyorsun emin ol ve karşındakinin  istediği tek şey uzayan şey olmuyor.Gerçek anlamında olan oluyor.Bayağı açık konuştum yada kaçık.Bilmiyorum sen karar verirsin elbet.Koskocaman adam veya madam olmuşun.Ama platoniksen en son düşündüğün şey bu olur. + Ağbii keşke benim olsa.Olm benim olsa varya dokunmam O’na.Kafese koyarım yemini,suyunu veririm.Altınada gazete kağıdı koyarım.Beslenir ki bu.Bu tarz olaylar,dünyanın düz olduğunu düşünen insanlarınki kadar ilkel bir düşüncedir.

       O’nu elde edebilmenin bir kaç yolu vardır.Ya sinsi gibi O’na sokulacaksın  (sevgilisi varsa sevgilisiyle arkadaşlık kurucaksın.Ki bunu tavsiye etmiyorum.Daha sonra Yalan Rüzgarı dizisine veya Dallas’a döner.) yada O’nun dikkatini çekecek bir şeyler yapıcaksın.Kızsan mükemmel ötesi giyinmek,erkeksen dilini çok iyi kullanmak.

        Şimdi en zor,en acı verici noktaya geleyim    .   

                                                                                                                                    Ebrar Soner


Beden Dilim 5 Gelmedi Anne Yaa

    Bu yazımda bir ilk yapıp yazıcağım konuyu belirledim.Aşkta beden dili.Yok lan salyalı sümüklü falan değil.Aslında o da var biraz.Sonuçta aşk gözlerde alevlenir,dudakta tütmeye başlar ve kalpte çıtır çıtır o güzelim sesleri çıkartır.Köz olayı ise can yakar,insanı üşütür,sarılmak isteyeceği birini aratır.O kişi genelde,artık günümüz Türkçe’siyle kankidir veya her zaman barınabileceğimiz ailedir.

     Bir ilişki düşünün.Yok düşünmeyin salıverin gitsin.Hayallere dalmayın şimdi.Sonra canınız isteyecek ve o ilişkiyi size yaşatacak insanı bulma sevdasıyla başka tenlerde başka dudaklarda arayacaksınız.Neyse uzattım farkındayım.Pinokyo ne kadar salak bi karakterdi bu arada.

     Aşkta beden dili en önemlisidir.Hafif bir şapşal gülümseme(Bu arada benim şöyle bir tezim var.Eğer bir insan size şapşal diyorsa %100 sizden hoşlanıyordur yada hoşlanıyordur ama siz farkında değilsinizdir.) gözlerini gözlerinden ayıramama,ellerinin yerinde durmaması ve hep bi O’nun tenine nasıl değerim acaba gibi düşünceler.Aslında bir ilişkinin başlangıcı çok masumdur.Heidi gibi,Polyanna gibidir.Hep en saf şeyi istersin.Elini tutmak,ona sarılmak,dudaklarını dudaklarında hissetmek,ve tekrar sarılmak.Sarılmak kadar güzel bişi varsa bir ilişkide o da sarılıp bırakmamaktır.Hani kısacası yoktur.Olm keşke sarılsam,koynuma yaslasa kafasını,hiç çıkmasa oradan.O gülden kat kat güzel olan kokusunu defalarca içime çeksem taa ki burnum aynı kokudan sarhoş olana kadar.Zaten azizim o kadar çekersen kafan sarhoş olur.Kahve içmen gerekicek,kahve seni ne kadar ayıltıcaksa aynı etkiyi yapıcak bir şey daha var.O’da dudaklarıdır.Hee aşk sarhoşu olmakla aynı şeye yakındır.Ama arada bir çizgi vardır.O çizgide ” acaba bana aşık mı benim O’na aşık olduğum gibi” sorunsalıdır.

      Aslında meraktır bizi her türlü boka süürkleyen.Karşımızdaki insanı tanıma merakıdır.Atalarımız herşeyi söylemiştir,amma çok şey biliyorlar.Ki o zamanlar daha 2.Dünya savaşı olmamış.Savaştan dönen askerler eşlerine çocuklarına kavuşmasıyla bir aşk yılı yaratmışlardır.50’ler öyledir zaten.Hep bi aşk üzerine falan her bir şey.Merak demiştik,merak neye gebedir?Kıskançlığa.Kıskançlık neye gebedir?Saygısızılığa.Saygısızlık neye gebedir?Ayrılığa.Günümüzde en çok ilişki bunların yüzünden bitmektedir.Tabii ki buna daha insanın kendisini tanıma süreside dahildir ve o süredir zaten bunlardan ders çıkarmanı sağlayan.Hee çıkartmazsan süründürür bu tarz olaylar seni.

      Ten uyumu diye bir şey var ve bunun gerçek olduğunu size kanıtlayamam aslında farkettimde.Fakat hepiniz yaşamışınızdır.Tabii ki ten uyumundan kastım symbiote gibi seninle birleşen bir madde değil.Bundan kastım isteklerinizin yaptıklarınız aynı şeylerden oluşması ve tabii ki teninin seni ne kadar çekiyor olması.Bu son söylediğim madde genelde O’nu ne kadar çok istediğinle alakalıdır.

      Hani bir söz vardır ya “erkekler aşık olduğu kadınla sevişmezmiş” diye.Olm yok lan öyle bişi.Keklemişler sizi.Tabii ki ister.İstememesi için bana bir tane bahane söyleyemezsin.Yok çok seven erkek kıyamazmış falan.Sen kıyma mısın güzel kızım.Sanki bu işler tek taraflı oluyor.O ne kadar istiyorsa sende eminim ki ona yakın veya o kadar istiyorsundur.Fakat şöyle bir gerçeği göz ardı edemiyorsundur.Toplum baskısı.Buda ne biçim bir kelime.Sanki gazete mübarek yada bir dergi falan.Haklısınız.Bir erkeğin buna saygı göstermesi gerekir.

      Bir sözüm vardır her zaman söylerim.Aslında her zaman değil.Çünkü yakın bir zamanda bu sözü keşfettim ben.Bir ilişki yaşayacaksan bunun ayakları saygı olmalıdır.Olmazsa koy götüne rahvan uyansın.Ne kadar çabalasanda olmaz azizim.Yok yani.Yürümez.

      Birde elini omzuna atma olayı vardır.Ofhh ne stresli iştir yarabbim o ya.Bazen sırf şu iş yüzünden kız olsaymışım diyorum.Çok zor bişi ya.Hep bi sinir.Hep bi ” ya terslerse ” düşüncesi.Bak şimdi bile strese girdim.Bir kere sinemada bunu yapan ve önümde oturan bir çocuğa denk geldim.Allah’ım nasıl komik.Nasıl eğlenceli izlemesi.Elini kaldırıyor kılişe olarak esneme numarası falan.Olm sinemaya gitmişin esneme ne alaka derdim ben eğer kız olsaydım.He eğere kız koltukla boynu arasında kolu koymak için mesafe bırakıyorsa zaten O olmuştur.Tamamdır.Direk elini bile tutabilirsin ve her Türk çiftinin %70’nin ilişkilerine başlamış olduğu yerden el ele çıkarsınız.Daha ilk dakikadan insanlara bakmaya başlarsın sevgilini kesiyorlar mı diye.Zamanında bir kız arkadaşım bana ” Onlar bakarsa baksın,kalbim sana ait ” demişti.Ne kadar aptalca bir söz o durum için.Kızım biz Türk’üz.Bu yüzden kaç yüz bin kişi öldürüldü sen biliyor musun? dedim.Sustu.

       İlk öpüşme.O ilk defa dudakların kavuşup horon tepmesi(Bkz:Dili abartmak.Ben horon tepmesi diyorum bu duruma.).Karşındakini nasıl öpüceğini bilemezsin ya.Genelde bu konuda acemi olanlar gözlerini kısık bir şekilde durumu kontrol etmek için sevgilisinin gözlerin bakarlar.Salgıladığı adrenalin paha biçilemez.Kendine güven olm.Ben dilli severim lan deyip sokuştur o dili araya :) Şaka bi yana, yaşadığın o anki heyecan gerçekten çok güzeldir.Kalbin pır pır olur,şah damarını hissedersin,ellerin terler.Ama benim çok hoşuma giden bir şey vardır.Kızın parmak ucuna kalkması.Çok sempatik bişi lan.İnsanın defalarca öpesi geliyor tekrardan.Şöyle bi tespitim var benim bide.İlk öpüşmenin ertesi öpüşmesi genelde yürürken erkeğin eli kızın omzundayken saçma sapan bir durumda oluyor.

       Aşk nelere kadir azizim.İnsan çoğu zamanını sevgili bulmak,bulduğu zaman O’nu düşünmek,ilişkisini güzelleştirmek,sürprizler yapmak,bir dahaki buluşmayı ayarlamak,Facebook’ta veya Twitter’da O’nu takip etmek,telefonda saatlerce O’nunla konuşmaya falan harcıyor.

       Bir insanın sizden hoşlanıp hoşlanmadığını bilmeniz için gözlerine bir süre bakın ve ardından şapşal deyin.Sensin şapşal derse tamam sizindir eğer demezse zaten hiç senin olmamıştır,gibi kılişe bir sözle yazımı sonlandırmayacağım tabii ki.

       Beden dili,aslında her insanın bildiği bir dildir ve iş hayatında size nasıl İngilizce+yabancı başka bir dil gerekiyorsa aşkta da beden dili+güzel ve anlamlı bakışlar ve kadife gibi bir dilinizin olması gerekiyor karşınızdakini cezbedebilmek için.(Ayrıca hayatımda kurduğum en uzun cümle budur.)He bu arada İbrahim abimize geçmiş olsun.O’nun alkışlarını gerçekten çok özleyeceğiz.Sağ elini 60 derece sola çevirmeden,parmaklarını açmadan vurmaktır.Galiba güzel bir yazı olmadı bu.Beden hocalarıma saygılar. 

                                                                                                                    Ebrar Soner



Ozledim Seni

    Özledim seni.Herhalde insanlık ırkının en çok acı çektiği şeylerin nedenidir.Erkek kızdan hoşlanır,erkek kızla çıkar,erkek kızdan ayrılır.Sonra köpek gibi pişman olur.Pişmanlık neyi getirir,özlemi.Özlem duyduğun bir kişi nedir?hoşlandığın sevdiğin veya aşık olduğun biridir.Bi insanı neden sewersin.Neden ona köpek gibi aşık olursun.Neden onunla saniye başı birlikte olmak istersin?Bunların cevabı var mı?Benim cevabım ihtiyaç.Duygusal ihtiyaç,seksüel ihtiyaç,konuşma ihtiyacı,paylaşma ihtiyacı.

    Paylaşma ihtiyacı garip birşeydir.Benim en sevmediğim ama bi yandanda sevdiğim bi yönüm.Herşeyimi insanlara anlatmayı çok severim.Ne yaşadıysam onu paylaşırım.İnsanlara neler yaşadığımı,neler yaşattığımı,neler hissettiğimi veya hissettirdiğimi,nelere güldüğümü veya nelere kıl kaptığımı bahsetmek beni tanımalarını daha çabuk sağlıyor.Daha yeni tanıştığım insan bile benim ana yapımı anlar hemencecik.Paylaşmayı allahtan sanal aleme dökmedim.”emeğe saygı + rep” derdim yoksa durmadan.

    İnsanoğlunun yada benim için en zor kelime seni seviyorumdur ve ondan sonra özledim senidir.neden mi?olm ne nedeni…düşünsene bitmiş bi ilişkin var üstünden 2-3 hafta geçmiş ve o gün doğumgünü.ne yazıcan? yazıcan mı? aslında köpek gibi yazmak istiyorsun.ona sayfalarca özledim seni yazmak ve gözlerine bakmak istiyorsundur.”Özledim seni”..ne kadar basit di mi!2kelime 11 harf..atamıyorsun değil mi o mesajı! nasıl bi tepki vereceğinden korkuyorsun.ya reddeder ise?ya sevinir ise? genelde bu durum 50 50’dir ama nasıl ayrıldığınıza göre değişir bu salak oran.düşün ki senden o mesajı bekliyor?nahhh bekliyor.sadece hala onunla birlikte olmak istediğini anlar ve kızların tüm isteği bu olup senin acı çektiğini görmek.olm düşün bak valla bi mantıklı düşün.o bi kız.senin gibi birisini ertesi gün bulur.heh olmadı mı 1 hafta sonra bulur.sen özel değilsin.sen onu bırakmış salağın tekisin.hee bende bulurum mu diyorsun?nasıl bulucan?akşam taksime çıkıcan orda kız tavlican di mi?ee orada kızla tanışıpta uzun süren veya adam akıllı kaç tane kız bulmuş arkadaşın var?yok di mi.genelde o tarz olaylar one night stand’e bakar..yani ben öyle düşünüyorum.öyleyse varım bu sözüme.Avutma bebeğim kendini tamam sen çok farklısın.sen bitanesin.eşi bulunmazsın.

    Herşeyi yapardın di mi onun için.ailene karşı geldin,babanla kavga ettin.akşamları gizlice penceresinin altına gidip tel.de konuştun babası duymasın diye sessizce.aslında o sırada ona bağırmak istedin “duy beni lanet olası ben kızına aşığım.çıldırıyorum onun için.artık sende anla ve beni rakı sofrana çağır”.

   Özledim ama seni değil.Yaşadıklarımız aklıma geliyor.Beraber gülüşlerimiz,kaçamaklarımız,gizlice buluşup yağmurun altında koşturmuştuk hatırladın mı?hani sana  ya “bak şimdi şu direği eyfel kulesi olarak düşün”demiştim ve dudaklarına yapışmıştım.güzeldi di mi.seni avrupalara götüremedim ama hayal gücüm sayesinde dünyaları kalbine getirdim.her öpüşümde kalbini ısıtmıştım di mi!ateşli derdim sana neden derdim şapşal!Saçlarını örerdim,yanağına öpücük kondururdum,sonra yetmez “dur dul kalma diğer yanağınıda öpim “der ardından da ” 4 dünya kupası gördüm böyle tatlı yanak görmedim”derdim..Özledim.

   Özlem sadece yaşadığımız olayları tekrarlama isteğidir.Ama ben bir önceki paragrafta yazdığım hiç bir şeyi yaşamadım.özlemim isteğimden geliyor.

    Bana içinden şu anda “hiç mi özlemedin “diyorsundur di mi?ne demiştim ben.Erkek kızdan hoşlanır,erkek kızla çıkar,erkek kızdan ayrılır,erkek kızdan hoşlanır…. 

Ebrar Soner


Yurt Hayatını Aslında Aborjin’ler Bulmus Olmm

           Yurt hayatı nasıl bi hayattır.Yaşayananız varsa bunu okurken sırıtır anıları aklına gelir.Yaşamamış olanı ise ağzı “O” şeklinde okur bu yazıyı arkadaş.Onu bunu bilmem.

           İlginç hayat tarzlarını barındırır bu yurt denen binalar.Doğu’dan gelenide vardır.Zenciside vardır.Karadeniz’liside vardır.Var oğlu vardır.Mesela dünyanın en yaratıcı fikirleri yurttayken çıkmıştır.Mesela ketılda makarna yapmak(Bu işi ilerletip pilav yapanlar bile vardır fakat başarılı olmadığı için bir daha yapılmamıştır).

           En başta herşey güzel gelir aslında.Olm ailen yok,sana karışan yok,giriş çıkış saatin güvenlikçiyle samimiyetine bağlı,ailen sana para gönderir sen yok dedikçe(ki gerçektende olmaz aslında) bunun gibi artıları var.Eksilerine gireyim biraz.Aslında o eksiler hep yurt öğrencisine girer azizim.

           Oda arkadaşı sorunu vardır.Hep en iyisini yanında istediğin,kafa dengini arzuladığın için en ufak bi hareketini bile sorgularsın.(sus lan nazar değmesin şu anki halimden memnunum).en büyük eksiklik mideyi doyuracak besin maddesi.Yok olm.Resmen Afrika’lı bir çocuk yada Abrojin’ler gibi yaşıyorsun.Günümüz teknolojisinin var olduğunu anlaman için 2 adet icat var elinde.Telefon ve bilgisayar.İlkel hayat şartlarında yaşıyorsun.İnsanlar bile öyle.Çocuklarda bi apaçilik,hep bi karı kız muhabbeti,geçen gün kulak misafiri olduğum öyle bir telefon konuşması vardı ki akıllara zarar.Allah’tan telefon var yoksa olan bize olurdu.

            TV yok.Yangın alarmları var burada böyle her yerde ama hiç biri çalışmıyor.İnsanlar üstünde sigara söndürmüş falan.Geçen gün telefonla konuşuyorum bi yandan mal mal yürüyorum koridorda.Lan tavana bi baktım.Biri yürümüş tavanda.Oha cin min var dedim.Sonradan jeton düştü.Tavanda duran o süngerimsi şeyler indirmişler hepsinde yürümüşler ondan sonra tekrar koymuşlar yerine.Can sıkıntısı ne yapıcaksın.

            Yemek konusuna şunu eklemeyi unuttum.Seni sen değil arkadaşların besliyor.Sana ekmek,su,çikolata falan getiriyorlar.Kendini O’na muhtaç hissetmeye başlıyorsun bir süre sonra.Aaa o da ne.Bi bakmışın.Adamı bedavaya ders çalıştırıyorsun.Aaa o da ne.Adamın dibinden ayrılmıyorsun.Mutualist bir yaşam gibi gözüksede değil hacı değil.Seni kullanıyo.Ahh ahh annem hep derdi biri sana çikolata falan verirse gitme diye.Hep nutella yüzünden bunlar.

             Ama en güzel yanı ne biliyor musun.Resmen bir kabile gibi hareket ediyorsun oda arkadaşlarınla.Beraber yemek yiyorsun,beraber sipariş falan veriyorsun,alışverişini birlikte yapıyorsun gibi.Hep konuşucak birileri var.Canın sıkılmıyor genelde.Ne olursa olsun malum 100 kişi bir arada yaşadığı için hep gülücek bişiler çıkıyor.Kavgalar bile komik oluyor.Kısa ve fazla bişi anlatmayan bir yazı oldu farkındayım ama kısa yazmak istedim bu sefer.

                                                                                                                                              Ebrar Soner


Kavga’m

     Evet sevgili okurlarım.Bugünkü konumuz ise kavga.Hep aşk meşk hakkında yazı yazacak değilim ya.Bu dünya sadece ayrılık veya aşkın üzerine kurulu değil maalesef ki.Aslında bence iyi bişi.Hep aşk meşk falan olduğunu düşünsenize.Saçma lan.Göt korkusu diye birşey olmayacak.

    Evet ilk paragrafımda göt korkusundan veya halk arasındaki ikinci tabiri olan yusuf yusuf’tan bahsetmek istiyorum.Aslında bu gerçekten güzel bir duygu.Mesela söz konusu Duygu.İsim olarak Duygu ama.Mevzu bahis bir kız arkadaşımız var.Adıda Duygu.Şimdi sen bu kızdan hoşlanıyorsun ama bu senin eski bir kız arkadaşının yakın bir kız arkadaşı.Kızı görünce bile nutkun tutuluyor.Desti izdivaça katılıp O’nun partnerinin gelmesi şans oranlarında daha yüksek gibi geliyor aslında değil mi? Di dediğinizi duyar gibiyim(Camımın önünden geçen arabaların ve müziğin sesini 0 olarak alırsak.Hazır parantez açmışken şu 0 alma olayını anlamıyorum.Bu genelde Fizik ve Kimya derslerinde esas alınır.Ya hadi tamam lisede bi bok öğrenmiyoruz falan ondan 0 alıyoruzda ulan koskoca üniversite okuyoruz,hoca gelmiş diyor ki “Şu değeri 0 alabilirsiniz arkadaşlar.Lan salak,farzet ki bir gün o denklemi kullanıcaz ve o değeri 0 alıcaz biz salak gibi çünkü biz onu 0 olarak bilmişiz hep,hep 0 olarak işlem yapmışız.Sonra bize şirketi batırtıcaklar.Hani ciddi anlamda batırtıcaklar.Bir mimara 0 aldırıyorsun o değeri.Battı yıkıldı şirket)Biraz uzun bi parantez oldu sanki :/ Nerde kalmıştık.Heh Duygu.Şimdi güzel arkadaşım,pardon yakışıklı arkadaşım,(ilk tercihi düşünmek bile bi titrememe neden oluyor) öncelikle eski sevgilinle O’nun arasını bozman gerekiyor.Tek ihtimalin budur.Başka bişi olamaz.Onlar arkadaş oldukları sürece eğer karşındaki gerçektende kevaşe ruhlu bir kız değilse ihtimalin %0’dır.O’nunla arasını nasıl bozacağını ise durumunuza göre senin belirlemen gerekir ama illa bir taktik istersen O’da genelde kıyafet,giyim tarzları falan ile olabilir.İlk görevini tamamladıktan sonra zaten hatun O’nun elde ettiğini bende elde ederim psikoloşisi ile yaklaşır ve %99 olucaktır.(Olmazsa gerçekten beceriksizsin demektir).Yapabilirsin sen.İnanıyorum buna.Kızlar için ise bu durum daha kolaydır.Türk erkeklerini iyi tanıyorsunuz hanımlar nelerle tavlayabileceğinizi :) 

      İkinci paragrafımda ise size gerçek bir kavgadan bahsedeceğim.Kendi kavgamdır.Birinci şahıstan okuyor olacaksınız.İki erkek neden kavga eder? Kesinlikle bir kız yüzünden.Evet bu olayda kız yüzündendi.Kavganın olacağı mekanda toplandı bizim tayfa.Okulun ağır abileri falanda var .15 kişi var bizden.Önce bunlarda 5 kişi geldi.” Ohooo olm bunları 3er kere dövelim “falan diyoruz.Sonra bunlar bi anda amip gibi çoğalıp 30 kişi falan oldular ve hemen kavga başladı.Aha işte kavga böyle olur lan dedim.Çünkü genelde kavgalar 10 15 dakika sen şunu yapmışın falan filan denilip eve dağılınır ama bu çocuklar direk kavgaya gelmişler.Meğersem Esenyurt’tan gelmişler.Önümde 4 kişi var kavga ediyorlar bende giriştim hemen.Arkamı bir döndüm Lan olm kimse yok lan falan derken burnuma artık yumruk mu uçan tekme mi yoksa kafa mı yedim valla hatırlamıyorum ama yere yığıldım.(Okuldaki tüm ağır abiler kaçmış şerefsizler)Şöyle bi gözümü açtım.Bi arkadaşım kemerini çıkarmış kemeriyle vuruyor elemanlara.Vay be adamdaki yaratıcılığa gel dedim.Yok lan babasından öğrenmiştir deyip kalktım ayağa sonra tabi etraftan gelenler falan ayırdılar bizi.Bu saçma sapan kavga benim 3 burun ameliyat olmama yol açtı.Ajda Pekkan halt etmiş benim yanımda.(Evet hep bu espriyi yapıyorum ama Ajda Pekkan’dan daha iyisi gelene kadar Ajda Pekkan en iyisi).Bu arada kavga sebebi bir kız ve olayda bizim arkadaşın kızın yanağından bir makas alması sonra kızın ağlayarak erkek arkadaşına söylemesi.Evet şaka gibi değil mi.Üzülmüştüm ben konunun bu olduğunu öğrenince.Tanımadığım görmediğim bir kız yüzünden kavga etmiş üstüne 3 kere burun ameliyatı olmuştum.Komik.

     Üçüncü paragrafımda ise sevgili kavgalarından bahsedicem.Lanet olsun.En pisi budur içlerinde.Gerçektende içinde bulunmak istemediğim ve en  nefret ettiğim kavga çeşitidir.Biz erkekler genelde alttan alırız kavgalarda.Çünkü o hanım hanımcık mini minnacık kızdan bir anda o kadar yüksek ses çıkınca inanamayız.Zaten o sırada yaşadığımız şok yüzünden bir 20 30 saniye geçer ve o sırada kız çatır çatır lafları soktuğu için tabi bizde geçen süre zarfında yaşadığımız şok için cevap veremediğimiz için haksız durumuna düşeriz ve hemen alttan alıp özür dilemeye başlarız.Lanet olsun siz kadınlara.Bu huyunuzdan nefret ediyorum.Nasıl bir ciyaklamadır o yarebbim yaa.Düşmanımın başına vermesin.Yok lan niye vermesin ki.Versin versin.ama size bir itirafta bulunmak istiyorum.Bazen böyle AVM’de kavga ederim kız arkadaşımla ve o sırada şöyle saçlarından kavrayıp vitrin camlarına vurmak istiyorum.Bilmiyorum ama böyle bi istek geliyor içimden.

     Dördüncü paragrafımda ise ebeveyn kavgalarından bahsetmek istiyorum.Aslında fazla bahsetmek istemiyorum.Şunu bilelim ki ne olursa olsun ailemiz haklıdır.Bize göre saçma bile olsa Onların dediğine uymalıyız.Sonuçta onlar görmüş geçirmiş insanlar değil mi? Desem ne kadarınız bu fikre kapılır ki?Bi siktir git falan diceksiniz biliyorum.Sonuçta bi ergeniz abi,biz genciz abi.Kanımız kaynıyor.Saçmalama olm kan kaynar mı lan salak.Bugüne kadar bir çok şeyde beni özgür bırakan aileme buradan minnetlerimi sunar şükranlarımı i-posta ile gönderirim.Tabi burada erkek çocuğu olmamın çok büyük bir artısı var.Mesela gece gece nereye tecavüze uğricaksın diyemezlerdi bana(Gerçi günümüzde artık erkekler uğrayacak neredeyse)Kabul edelim ki hanımlar günümüz Türkiye’sinde kadınlar ile erkekler eşit değillerdir.Gönül isterdi fakat değiller maalesef.Üzgünüm.Gerçekten.

    Velhasıl kelam.Yazdıklarımda aslında çok şeyden bahsetmedim.Garip garip anılardan veya taktiklerden bahsettim amma velakin kavganın hangi hali olursa olsun hepsi mantıksızlık veya karşı tarafın alınacağı şeylerden çıkıyor.Siz siz olunca her zaman karşınızdakine saygılı ve kibar yaklaşın.Ne olursa olsun O’nunda size böyle yaklaşacağından eminim.Bu arada Rıdvan Dilmen’e geçmiş olsun kalp krizi geçirmiş.Size ünlü bir Türk adamın sözleriyle veda etmek istiyorum.İngilizler bize savaş başlatsa dilimizi hor görüyorsunuz diye yeridir arkadaş.

     ”It doesn’t matter for us,for me.Big games are easy than the other games,unfortunately.Every times we have the control the games,under the control the games,during the games we had the some possiblities,some big chances,some big okazyons,something like that but what can I do,sometimes?And….it’s the football,that’s the football,something happened.Everthing is something happened.But anyway now,in the tabele,we have to seen the situation.Now the second position……and….one point more.I don’t want to see the back,I want to see the front.And I hope so tomorrow my teams…  Fatih Terim

                                                                                                                                  Ebrar Soner


Bu haftanın #ff ini Kurtlar Vadisi’ne giden annem ile ananeme veriyorum.


12
To Tumblr, Love PixelUnion

We're updating Fluid!

Soon, we'll be updating the look and feel of this theme. Read about the changes here. You can easily turn off this notification in the theme customization panel.

Close